Tha Li ve Dan Sai Yakınlarında Ufak Bir Köy Okulu.

This slideshow requires JavaScript.

Ayrılmadan önceki son iki günümüzde yeni tur arkadaşımızı daha yakından tanıyoruz. İkimizde yeni tur arkadaşımız Geert ile biraz daha devam etmeyi çok istiyoruz. Fakat bazen yollar farklı yerlere giderler ve insanları yola yalnız devam etmek zorunda bırakır. Umarım kısa bir süre sonra yeni bir turda keyifli Geert’i bir daha görme şansımız olur.

Chiang Khan’dan sonra ki yolculuğumuz daha onuncu km’sinde sağanak yağan yağmur ile kesildiğinden çok fazla vakit kaybetmiştik. Yağmurda saklandığımız saçakta 2 saat kadar beklemiştik.Bu sürede Elif ve Geert uyumuşlardı, bende bir şeyler yazmıştım. Yağmur kesilince de daha 100m gitmeden yemek yiyebileceğimiz bir lokanta görünce, açlıktan kazınmakta olan karnımızı doyurmak için bir de yemek molası vermiştik. Tüm bunlardan sonra saat 13:00 gibi kendimize geliyor ve pedalların hakkını veriyoruz.

Elif turun boyunca iyi bir tempoda devam ediyor ve hepimizden hızlı gidiyor. Geert düz yollarda, özellikle ilk iki günkü etapda bizi oldukça terletmişti. Elif atağı tam zamanında geldi ve Geert ile ben Elif’i günün şampiyonu ilan ediyoruz.

Geert bisiklet yarışlarına meraklı olduğundan beraber bisiklet kullanırken bisiklet yarışı atmosferi oluşturuyoruz. Benim bol sponsorlu bisiklet kıyafetim ve yarış şapkam yüzünden benim lakabım Fransız oluyor. Ayrıca yarışçıların kullandığı bir iki değimi Geert bana anlatıyor. Aklımda kalan bir örnek; iki parmağı burnunda gitmek (ya da tırmanmak) şu anlama gelişyormuş, yokuşu çok iyi çıkmak, formda olmak. Sanki birisi iki parmağını bisikletçinin burnuna tutup çekiyormuş gibi burnu havada ve rahat çıkmak anlamına geliyor. Yeni başlayan ve Nan’da ki dağları aratmayan tırmanış etaplarında, tırmanış konusunda çok iddalı olmayan Geert’i geçerken, iki parmağımı ve burnumu bu yüzden görteriyorum. Aramızda bir rekabet olmadığından çok keyifli vakit geçiriyor, zaman zaman belli buluşma noktalarında birbirimizi bekliyor ve hava kararmak üzereyken Tha Li kentine varıyoruz.

Geert ile Elif cafe’de oturup bir şeyler içerlerken ben şehirde ki tapınakta kalma işini hallediyor, rahiplerle konuşuyorum. Burada ki rahipler geerçekten de inanılmaz insanlar. Hİç bir zaman bizi sorgulamadan yardımcı olmaya çalışıyorlar. Cafe de eliflerle buluştuktan sonra bisikletlerimizi hazırlayıp tapınağa uyumaya gidiyoruz.

Ertesi sabah erken kalkıp hazırlanıyoruz. Geert bisikletinin viteslerini ayarlamamı istiyor. 10’lu sistem kullandığı için biraz tedirdin olsam da bisikletinin vitesini daha kötü hale getirmem imkansız. Bu yüzden de kolları sıvayıp vitesini ayarlıyorum. Kendi bisikletimin vites ayarı için ilk seferinde 1 saat uğraşmıştım. İkincisinde yarım saatte vitesini ayarlamıştım. Şimdi ise sadece 2dk içinde vitesi ayarlayabiliyorum. Kendi bisikletimin vitesi ise son günlerde yokuş çıkarken gacır gucur sesler çıkarmaya devam ediyor. Benim bisikletimin güzel bir iki özelliği var. Vites ile ilgili güzelliği vites kolunun iki fonksiyonlu olması. Birinci fonksiyon kilikli sistem diğeri ise kiliksiz. Arka vitesim düzgün çalıştığı zamanlarda ya da 9’lu sistem kullandığım zamanlarda vites kolumu kilikli sisteme göre ayarlayıp her tıklamada bir vites değişitirebiliyorum. Ama eğer şu son günlerde ki gibi vitesimde bir bozulma varsa kilikli sistemi iptal ediyorum ve vites kolunu el yordamı ile yavaşça ayarlayıp istediğim konuma getirebiliyorum. Bu sayede arka rublem 10’lu sistemde olsa 8 yada 6’lı sistem olsada aynı vites kolunu kullanma şansım oluyor. Ama ne var ki bu güzel özellik insanı tembelliğe ve bozuk vitesle yola devam etmeye alıştrıyor. Bu yüzden de Geert’ın vitesini ayarladıktan sonra kendi bisikletimin ayarlarını yapmadan yola devam ediyoruz.

Yolumuz da10. km de karşıdan duvar gibi görünen bir tırmanışa başlıyor ve ardından hiç kesilmeden tırmanarak 35km kadar devam ediyor. Bir National park kenarında ki Phu Ruea denilen kentte geldiğimizde bir km daha yapmak istemeyecek kadar aç ve yorgun hissediyoruz kendimizi. Karnını ilk doyuran ben oluyorum. Dünkü mide rahatsızlığından olsa gerek kimse benim yediğim yerde yemek istemiyor. Yemek için başka bir yer bulmak da zaman alıyor ve böylece 1 saate yakın bir süre şehirde bir aşağıya bir yukarıya dolanıyoruz. Ben en son 7-11 marketinin yakınında ki Pazar yerine gidiyorum. Elif pazardan mango alıp bir lokantaya oturuyor geert’ta 7-11 den aldığı kahve ile benim yanıma geliyor. Ben su doldurabileceğimiz ve oturabileceğimiz bir yer buluyorum. Ayakkablarımızı ve çoraplarımızı güneşin altında kurumaya bırakttıktan sonra yere uzanıyor ve 1 saat kadar uyuyoruz. Bu sırada gelen Elifin gördüğü görüntü sokak kenarlarında, kaldırımlarda uyuyan evsiz insanların görüntüsünden pek farklı olmasa gerek, bir kaç fotoğrafımızı çekiyor.

Kendimize geldikten sonra, devam eden tırmanışların aradından tekrar Laos sınırını takip ediyoruz ve akşama doğru adını öğrenemediğim bir okulda kamp kuruyoruz. Okul bir tatil köyü kadar bakımlı ve geniş. Ufak bir köyde bu kadar büyük bir okulun olması bizi şaşırtıyor. Okulun içinde iki adet büyük süs havuzu, bu havuzun kenarında oturabileceğiniz saçaklar, Dan Sai kentine özgü sevimli heykeller ile süslenmiş binalar, oyun alanları yer alıyor. Burada ki bir öğretmen bize kamp kurmamız için uygun bir yer gösteriyor ve ardından akşam kahve yapabilmemiz için sıcak su makinesi getiriyor. Akşam bisikletlerimizi temizleyip, duşumuzu aldıktan sonra sıcak kahvelerimizi içip yatıyoruz.

Ertesi gün Geert biraz huzursuz kalkıyor. Bir gün öncesinin tam tersine, sanki kötü bir şeyi hatırlamış gibi bütün keyfi kaçmış bir halde kalkıyor. Yolda durumunu bana anlatıyor. Çok geç kaldığını ve Laos’a vaktinde gidememekten korktuğunu söylüyor. Geert’in farklı bir tur anlayışı var. Ufak planlar yapmayı ve bu planlara sadık kalmayı çok seviyor. Akşamları yatmadan önce önünde ki 1-2 hafta boyunca gideceği yolları bilgisayarında işaretliyor ve daha sonra ki günlerde o yolların üzerinden geçiyor. Şimdi ki planı ise Tanland’ın Nan bölgesini boydan boya geçmek, kuzeye doğru devam etmek ve Tayland- Laos arasında ki en kuzey sınır kapısından yani Chiang Khong’dan Laos’a geçmek. Bunu yapmak için 8 günü var. Bazen bu tür planlar insanın turdan alacağı keyfi azaltabiliyor. Geert’ın şimdi ki durumunda olduğu gibi, Planına sadık kalamama durumu, sanki verilmiş bir görevi yerine getiremeyecek  ya da başarısız olacakmış gibi bir his uyandırıyor. Geert’a eğer zamanı biterse Nan bölgesinden de Laos’a geçebileceğini anlatıyorum. Fakat ısrarlar Kuzeyden geçiş yapmak istediğini söylüyor. Daha önce ki Nan bölgesi deneyimimize dayanarak 8 günde bahsettiği sınıra ulaşmasının çok zor olduğunu biliyorum. Eğer denerse Nan bölgesinde ki görülmesi gereken yerlerin hiç birisini görmeden, yolunu kısaltmak için ana yollardan sınıra ulaşmayı deneyecek ve Nan bölgesi aklında bir sürü sıkıntı ile kalacaktır.

Geert’ın durumunu biraz daha zorlaştıracak bir hata ile Geert’ı neredeyse depresyona sokuyoruz. Hatamızı Dan Sai kendine girdiğimizde anlıyoruz ancak. Amacımız 30km daha kısa olan ve sınıra paralel yoldan devam etmekti. Fakat yol ayrımını kaçırdığımızdan kendimizi Dan Sai kentinde buluyoruz. Geert dokunsak ağlayacak gibi elinde harita kara kara düşünüyor. Bizim ise Geert’ın gerçeği kabullenmesini beklemekten başka yapabileceğimiz hiç bir şey yok. Geert Dan Sai’de çok fazla beklemeden yola devam etmek istiyor. Biz ise farklı bir yönde devam edeceğimizden vedalaşıyoruz.

Dan Sai’de güzel bir yemeğin ardından Nokhon Thai kentine doğru iki kardeş yola devam ediyoruz. Yolun bundan sonra ki kısmı bize daha keyifli geliyor. Biteceğini sandığımız tırmanışlar tam aksine artıyor ve yollar zorlaşıyor. Gün bitimine yakın Nakhon Thai kentine varıyoruz. Kentin 5km kadar dışında yer alan polis karakolu bizim için kamp yeri oluyor.

Akşam amacımız Phu Hin Rong Kla National Parkının içinden geçen yolu kullanarak Lom Sak kentine ulaşmak. Polislerin uyardığına göre yol uzun tımanışlar içerdiğinden güne erken başlıyoruz. Ara vermeden devam eden 20km’lik bir tırmanışın ardından National Park girişine geliyoruz. Bu yol parkın tam ortasından geçtiği için yolu kapatmışlar ve bir bilet gişesi koymuşlar. Bu yüzden de eğer yolu devam edeceksek para ödememiz gerekecek. Burada ki biletler yabancılar için 200 baht. Yerli halk için ise 40 baht. Her ne kadar çok büyük bir miktar olmasa da sadece yol geçişi için bu kadar para vermek bize saçma geliyor. Bize yardıma gelen ve parkın yönetimini yapan bir bey eğer sadece yolu kullanacaksak para ödemek zorunda olmadığımızı devam edebileceğimizi söylüyor. 11km ileride ki merkez binasına kadar tırmanışa devam ediyoruz. Burası 1300m rakımında ve yemek bulabileceğimiz son yer oluyor. Burada yemeklerimizi yedikten sonra 1700m rakımına kadar tırmanışa devam etmemiz gerekiyor. Bu tırmanış sandığımızdan daha zor çıkıyor. Sadece 400m tırmanmanız gerekmesine rağmen yol o kadar inişli çıkışlı ki park içerisinde 4 saat boyunca bütün gücümüzü kullanarak mola vermeden ilerlememiz gerekiyor. Saat 5 olduğunda hala ormanın içerisinde, karanlığa yakalanmak üzere devam ediyoruz. Durdurup yol sorduğumuz bir araba ise Lom Sak kentine daha 40km olduğunu bize söylüyor. 60km hiç durmadan tırmandığımızdan müthiş bir iniş olacağını hissediyoruz. En sonunda milli parkın çıkışına geliyoruz ve o müthiş iniş parkurunu görüyoruz. Burası tur boyunca gördüğümüz en güzel parkur oluyor. Gördüğümüz manzara Nan bölgesinden sonra Tayland’da hala daha büyüleyici yerler olabileceğini bize ispatlıyor. İniş bizim bulunduğumuz 1667 m rakımından başlıyor ve kmlerce kesilmeden devam ediyor. 20-25 virajı tepeden baktığınızda tek seferde görmeniz mümkün oluyor. Bu manzara karşısında hemen aşağıya inmemeye ve tepede kamp kurup ertesi gün sabah inişe başlamaya karar veriyoruz. Geceyi manzaraya karşı kurduğumuz çadırlarımızda dinlenerek geçiriyoruz. Sabah 25dk süren kesintisiz bir iniş ile yol ayrımına kadar geliyoruz. Buradan 20km pedalladıktan sonra, daha önce Nan bölgesinden Kamboçya’ya yetişmeye çalışırken durup bir şeyler yediğimiz Lom Sak kentinde kahvaltı yapıyoruz. Markette 2 ay önce birşeyler aldığımız tatlıcı bizi tanıyor ve konuşmaya başlıyor. Artık Tayland’da meşhur olmaya başladığımızı düşünüyorum. Neredeyse her kentte tanıdık bir yüzü geride bırakarak onlarca kenti geçip durmuşuz. Tahminen Tayland’da ki 77 bölgenin 60 tanesinden geçmiş olmalıyız ve bu bölgelerin heer birisinde Lom Sak kentinde ki tatlıcı gibi tanıdık bir kaç arkadaşımız olmuştur. Burada ki tatlıcı ise Khao Kho’ya gideceğimizi öğrendiğinden sıkı bir tırmanış yapacağımızı bize anlatıyor. Bizde karnımızı uzun bir tırmanışa göre doyurup vakit kaybetmeden yola koyuluyoruz.

Khao Kho’a gidiş için farklı bir yol seçiyoruz. Bu sayede araç trafiğinden uzakta sakin bir bisiklet yolu buluyoruz kendimize. Ama ne var ki bu yolun sakin oluşunun asıl nedeni tırmanması neredeyse imkansız olan yokuşlarıymış. Bu yokuşlar o kadar dik ki tırmanırken yanlışlıkla durursam bir daha yokuşun tepesine kadar bisiklete binme şansım olmuyor. Bisikleti yokuşun azaldığı bir noktaya kadar itmek zorunda kalıyorum. Bu şekilde 40km’den fazla tırmanıyoruz. 4 saat boyunca yolda ne su ve yemek var. Tayland’da ki en zor tırmanış bu oluyor. Kaç rakımına geldiğimizi bilmiyorum fakat inişli çıkışlı bu yolların ne kadar zor olacağını tahmin etmek gerçektende zor. Çünkü bu tür yollar harita üzerinde gizlenmeyi bilen yollardır. Baktığınızda sadece 500m tırmanıyor gibi görünürler ama gerçekte toplam tırmanış iki katından fazla olur.

Tepeye vardığımızda sanki başka bir ülkede, alplerin tepesinde bisiklete biniyor gibi hissediyoruz. Şehirler, yollar o kadar güzel ki aşağıda devam eden uçsuz bucaksız manzaraya mı baksak birbirinden güzel binalara, bahçelerine mi baksak bilemiyoruz. Yol kenarında bakımlı bahçelerin içinde ki sevimli kafeler ve daha büyük bahçelerin içinde ki çeşitli kamp yerleri veya guesthouse’lar sağlı sollu sıralanıyorlar. Bunların arasında bisiklete binerek bitkin ama mutlu bir şekilde kent merkezine varıyoruz.

Kentte okul bahçesinde müthiş bir manzaraya karşı kamp kuruyoruz. Duş altıktan sonra sandaletlerle bindiğimizin bisikletin keyfi ise başka oluyor. Zor tırmanışları geride bırakmış temizlenmiş ve aç bir şekilde şehire yemek yemeğe gidiyoruz.

Akşam okula geri döndüğümüzde okulda kalan iki öğretmen bize sıcak su makinesi veriyorlar. Elif ile son 4 gündür o kadar yorulmuşuz ki yaptığımız sıcak kahve bizim bütün yordunluğumuzu açığa çıkarıyor. Son iki gündür yükseklerde kamp kurmanın ödülünü serinde uyuyor olmakla fazlası ile alıyoruz.

Eğer Tayland’da sadece 1 hafta bisiklete binmek isterseniz Chiang Khan, Ta li, Phu Ruea, Dan Sai, Nakhon Thai, Phu Hin Rong Kla National Park, Khao Kho hattı hattı bence en güzel secim olacaktır. Son 1 haftadır geçtiğimiz bu hat turun en unutulmaz yerlerinden birisi oluyor bizim için. Ama sakın haritalara bakıp aldanmayın burada ki son iki kent formda bisikletçiler için keyifli olacaktır. Aksi halde tamamlanması biraz zor olabilir.

Advertisements

One thought on “Tha Li ve Dan Sai Yakınlarında Ufak Bir Köy Okulu.

  1. Evrim alıştınız dağda,karakolda,okulda,tapınakta yatmaya gelince ne yapacaksınız :)Camide yatın diyeceğim ama,hayatta olmıyacak bir şey.Karakol desem zaten daha önce denemişsin,ne dediklerini sen daha iyi biliyorsun.Müstesnalar olabilir elbette.Haksızlık etmiyelim,iyi insanlar var elbette.Okul desem bilmiyorum,kabul ederlermi?Eskiden rahat oluyordu ama,terör ile güven sarsıldı ülkemizde.İyi insanlarıda,boşverci yaptı. En iyisi nereye giderse gitsin mantığı oluştu.

    Çok güzel anlatımlar,harika fotograflar.Defalarca okuyorum. Çok kişide sizin turunuzu takip ediyor.Bu günlerde Türkiyede tur mevsimi açıldı. Arkadaşlar Gökovada,Marmariste,hafta sonu turlarında.

    Elifciğim,bisiklet turundan zevk aldığından eminim.O yokuşları çıktıktan sonra,kondüsyonun çok iyi olmalı.

    Yolunuz açık olsun.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s