Mekong Kenarında Ki Son Günlerimiz; Chiang Kham

Sangkhom’da ki polis karakolunda sabah 04:40’da herkesten önce uyanıyorum, eşyalarımı hazırlıyorum ve hemen karşıda yeni kurulmaya başlamış plan sabah marketine gidiyorum. Burada günün ilk kızarmaya başlayan kahvaltılıkları ile karnımı doyuruyorum. Elif ve Geert kaltığında saat 6’ı buluyor.

Sıkı bir kahvaltıdan sonra Mekong kenarında devam edecek olan son günümüze başlıyoruz. Mekong yol boyunca bize görünmeye devam ediyor, yol neredeyse nehrin üzerindeymiş gibi devam ediyor. Laos’un dik dağlarının gölgesinde devam eden iki ülke arasında ki bu ince çizgide bisiklete binerken zaman her zamankinden hızlı geçiyor. Bu günün Elif’İn günü olacağı turun ilk kilometrelerinde belli oluyor. Elif arkasında bakmadan aramızda ki farkı bir anda açıyor ve geride kalmış olan bizim gibi iki tembel bisikletçiyi 60.km de yemek yemeği planladığımız ufak kasabada yarım saat kadar beklemek zorunda kalıyor.

Mekong nehri burada biraz daha mütevazi akıyor. Mekong’un Laos içinde kalan kısmı ya da Issan bölgesinde Tayland ile Laos arasında ki sınırı oluşturan kısmı, İstanbul Boğazı kadar geniş ve büyük bir su hacmine sahipti. Fakat Mekong’un bize görünecek olan bu son kısmında, nehir yeredeyse tamamen kurumuş, istesek Tayland’dan Laos’a yürüyebilecekmişiz gibi görünüyor. Son kilometrelerde Chiang Khai kentine gelmeden 20km kadar önce Issan bölgesini, Tayland ile Laos sınırında geçirdiğimiz bir ayı bana hatırlatacak ve iki ülke arasında ki barışçıl ilişkiyi özetleyen bir fotoğraf karsi yakalıyorum. Fotoğrafın çektiğim yer Mekong’un neredeyse kurumuş olan geniş yatağı  oluyor. İki ülkeye de ait olmayan bu serbest bölgede, kurumuş olan nehir yatağının tam ortasında, yani iki ülkenin tam ortasında, bir aile geniş şensiyelerinin altında piknik yapıyorlar. Bu görüntü bizim Issan bölgesinde, iki ülkenin insanlarının barışçıl yaşamları arasında geçirmiş olduğumuz, bir aylık ve bin kilometrelik zamanın bir özeti gibi oluyor.

Chiang Khai’ye girer girmez polis istasyonunda duruyoruz ve kamp için bize yer göstermelerini rica ediyoruz. Bizim için önerdikleri yer nehir kenarında ve gece yağmur yağma ihtimaline karşı biraz problemli bir yer olabilir. Bu yüzden de şehirde ufak bir tur yapmaya, yemek yemeye ve kamp için daha uygun bir yer ayarlamaya karar veriyoruz. Tam bu sırada başlayan yağmur yüzünden biraz telaşlı bir şekilde işlerimizi hallettikten sonra Mekong kenarına kamp için yer bakmaya gidiyoruz.

Şehirler hep tarihleri ile gurur duymuşlardır. İtalyanlar rönesans sanatçılarının, biz Sinan’ın yaptığı eserler ile şehirlerimizi daha güzel hale geldiğini biliriz ve onların eserleri ile övünürüz. Şehirlerin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş bu eserlerin birinden diğerine gezinip durur, fotoğraflarını çekeriz. Ama hiç birimiz o eserlerin yenisini yapmaya cesaret etmez, yaptığımız bütün yeni binalar, yaşadığımız evleri hep sıradan yerler olarak düzenleriz. Chiang Khai’de Mekong kanarına geldiğimizde gördüğümüz manzara, çok az yerde görebileceğiniz kadar ince bir işçiliğin ve zevkin ürünü oluyor. Nehir kenarında 2-3km kadar devam eden sokakta çok büyük eserler, iddali çalışmalar yok ama insanların hepsi birer sanatçı, mimar olmuş gibi, yaşlısından, gencine sokağı güzelleştirmek için çalışmışlar. İki katlı evlerin, mağazaların, kafelerin hepsinin önünde, özenle seçilmiş mobilyalar, güzel bitkiler ile düzenlenmiş sevimli bahçeler yer alıyor, çeşitli lambalar, tabelalar, çitler ile evlerin önünü, sokağı keyifli hale getiriyorlardı. Sokakta bisikletle gezerken, evlerin içini tamamen görebiliyor, sokaklar ve evler birbiri ile içiçe geçmiş gibi görünüyordu. Buradan geçerken bütün evlerin fotoğrafını çekmek istiyor insan. Akşam kalmak için bu sokağın başında ki tapınağa gidiyoruz ve kalacak yer için izin istiyoruz. Bizimle ilgilenen rahip bize hemen kalabileceğimiz bir oda ayarlıyor. Rahip o kadar iyi niyetli ve samimi davranıyor ki, bir kaç dakika içerisinde bir tapınakta olduğumuzu unutuyor, otel odasındaymış gibi rahat davranıyoruz. Üzerimizi değiştikten sonra rahip şehirde çekilmiş olan bir videoyu bize gösteriyor. Bu videoda sabah halkı kutsayan ve yemek toplayan rahipleri görüyoruz.

Dışarıda dolaşırken fotoğraf makinamız elimizden düşmüyor ve gördüğümüz her dükkanın, her evin fotoğrafını çekiyoruz. Şehirde neredeyse hiç yabancı yok ama Tayland’ın çeşitli yerlerinden binlerce yerli turist burayı tercih etmiş ve akşam sokakta ellerinde fotoğraf makinaları ile gördükleri her şeyin fotoğrafını bizim gibi çekiyorlar.

Ertesi gün sabah 5 gibi herkesten önce kalkıyor ve sabah rahiplerle birlikte sokağa çıkıyorum. Burada kalan yerli turistler için yeni bir turizm türü geliştirilmiş bu şehirde. Burada ki oteller, guest houselar, müşterileri için tepsiler hazırlıyorlar ve bu çiçeklerle süslenmiş tepsilerde, rahiplere vermek için yemekler bulunuyor. Ufak bir ücret karşılığında müşterilerine sattıkları bu sepetlerle, müşterilerinin sabah rahipler tarafından kutsanmalarını sağlıyorlar. Bu yüzden de sokak, hiç bir kentte görmediğim kadar kalabalık; sokak boyunca belki bir km uzunluğunda, dizleri üzerine çokmuş, rahiplere yemek vermek için bekleyen insanlar duruyorlar. Ben rahipler ile beraber yürüyor ve fotoğraf çekiyorum. Burada ki insanlar Thai halkı günün her saati o kadar çok fotoğraf çekiyorlar ki kendimi Japonya da gibi hissediyorum. Bu durum beni daha da rahatlatıyor ve fotoğraf çekerken insanlara daha da yakınlaşma şansı buluyorum. Eğer yolunuz Mekong’un Tayland’ı terk ettiği Chiang Khan’a düşerse, Tayland’da bakir kalmış güzel kentlerden birsini görme şansını yakalayacaksınız. Hem Issan bölgesi, Hemde Loeı, Nan ve Dan Sai ile ilişki halinde ki bu kent, binalar, evler, mağazaların yanı sıra insanların güzelliği ile sizi biraz daha uzun kalmaya ikna edecektir.

 

Advertisements

2 thoughts on “Mekong Kenarında Ki Son Günlerimiz; Chiang Kham

  1. ……….

    Şehirler hep tarihleri ile gurur duymuşlardır. İtalyanlar rönesans sanatçılarının, biz Sinan’ın yaptığı eserler ile şehirlerimizi daha güzel hale geldiğini biliriz ve onların eserleri ile övünürüz. Şehirlerin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş bu eserlerin birinden diğerine gezinip durur, fotoğraflarını çekeriz. Ama hiç birimiz o eserlerin yenisini yapmaya cesaret etmez, yaptığımız bütün yeni binalar, yaşadığımız evleri hep sıradan yerler olarak düzenleriz. Chiang Khai’de Mekong kanarına geldiğimizde gördüğümüz manzara, çok az yerde görebileceğiniz kadar ince bir işçiliğin ve zevkin ürünü oluyor.
    …..

    Çok güzel bir yorum Evrim.

    • Evrimciğim,fotografları merak ettim.Çok güzel kareler yakalamış olmalısın:)Selamlar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s