Nong Khai ve Köyler Üzerine

This slideshow requires JavaScript.

İssan’da bir türlü kaldığım şehirlerin isimlerini aklımda tutamadım; hangi kent neresiydi, hangisi önceydi, hangisinde sahilde kamp kurmuştuk, hangisinde tapınakta kalmıştık hepsi bir birine karışıyor. Bütün kentler yolun sağ tarafında ve Mekong Nehri kenarında yer alıyor. Ayrıca aşağı yukarı bütün kentler aynı büyüklükteler. Bu yüzden bütün bir çok kent birbiri ile benzer özellikler gösteriyorlar. Sonlara doğru bir kaç kent diğerlerinden farlı büyüklükte ve farklı karakterde. Bu yüzden de hafızamda yer ediyorlar. Ne yazık ki onların farklı karakterleri, gelişmiş ve biraz kirlenmeye başlamış olmasından kaynaklanıyor. Çünkü artık Laos’un başkenti Vientien’e 40km mesafedeyiz ve iki ülkeyi birbirine bağlayan ve üzerinde en fazla trafiği barındıran köprünün dibindeyiz. Bu yüzden de burada ki şehirlerde uzun bir aradan sonra ilk defa yabancılar için mekanlar,batı yemekleri, seksi kızların çalıştığı barlar görmeye başlıyoruz. Bu durumun çok fazla devam edeceğini sanmıyorum. Çünkü bu bölge bir kaç gün içinde Nan bölgesine bağlanacak ve Nan bölgesinin bakir kalmasının asıl sebebi olan dağlık yapısı yarından itibaren bu bölgeyi de etkileyecek, yollar uzun bir aradan sonra inişli çıkışlı olmaya başlayacak.

Coğrafya burada yer alan şehirlerin kaderini belirleyen en önemli etken. Eğer Tayland’da bir dağın tepesindeyse, ya da komşuları ile arasında ki yollar dağları aşarak geçmek zorundaysa bu şehirler diğerlerine göre daha ufak kalıyorlar. Fakar burada ki ufak kentlerde bile ince bir zevk, temizlik, güzellik ve aktif bir sosyal yaşantı görmek mümkün oluyor. Elif’in burada ki kentlerden geçerken bir kaç defa “biz neden böyler evlerde yaşamıyoruz” dediğini hatırlıyorum.

İlk defa Almanya’ya gittiğimde iki kardeş Tübingen yakınlarında bir ormanda yer alan bir köye gitmiştik. Köy aynı Tayland’da ki gibi ince bir zevkle işlenmiş, keyifli bir hayatın ürünü olmuştu. İlk defa aklıma orada gelen ve bir türlü çözemediğim bir problemi şimdi tekrar hatırlıyorum. Problem şuydu; aynı koşullara sahip, izole iki alanda insanlar neden birbirinden daha farklı kalitede yaşıyorlar? Daha açık konuşmak gerekirse burada ki kentler ya da Almanyada gördüğüm o köy ince bir işçiliğin ürünüydü. Yollarda yürümek bir zevkti, çünkü yollar ince bir işçilik ile yapılmışlardı, evlerde kaliteli malzemeler kullanılmıştı, bahçeler düzenlenmişti, bahçe çitleri, mobilyaları heğ özenle seçilmiş şeylerdi, dükkanlar, kafeler otobüs durakları hepsi belli bir kalitenin üzerindeydi.

Ben çocukken bir kaç köy gömüştüm, mesela manavgatta babamların köyünü hep toz toprak içerisinde hatırlarım. Yollar döşenmemişti. Sadece arabalar üzerinden geçtikçe yamulup kısmen çökmüş toprak bir yol vardı. Evler boyasız ve bakımsızdı. Köy meydanı denilen şey ise bir ağaç ve altında ki kahveden ibaretti. Kahvede oturan insanlar yine o biçimsiz toprak zeminine dağılmış sandalyelerde oturuyorlardı. Köy tamamlanmamıştı.

Şimdi ise bisiklet turu yaptıkça durumun pek değişmediğini, köylerimizin çoğunlukla aynı bakımsızlıkta olduğunu görüyorum. Peki neden Tayland’da, Almanya’da insanlar ufak köylerini bu kadar keyifli, ince bir işçilikle yapıyorlarken, Türkiye’de ki köyler neden bu kadar bakımsız kalıyorlar? Cevap gelişmişlik mi? Sanırım hayır, çünkü Türkiye ekonomik gelişmişlik bakımından iki ülkenin arasında yer alıyor. Hatta Endonezya bütün bu ülkelerden daha az gelişmiş olmasına rağmen bizde ki köylerden daha güzel köyler yapmayı beceriyor. Peki cevap ileri yada geri olmak mı? Bu da değil bence. Peki ya çoğrafya, bu coğrafyada olmak yada o coğrafyada bulunmak mı? Değil son iki soru içinde Şirince köyünü ele alalım. Yüz yıldan daha uzun zaman önce yapılmış olan bu Rum köyü etrafında ki bir çok köyden daha iyi bir mimaridir. Neden bu köyde Türk geleneğinde yapımı en sona bırakılan yollar yapılmıştır ve bütün köy yolundan okuluna, kahvesine kadar tamamlanmıştır.

Bence cevap sosyal hayatımızda saklı. Çünkü bizim sosyal yaşantımız iki adettir. Bunlardan hangisini yaşayacağımız ise cinsiyetimiz tarafından belirlenir. Birisinin daha sosyal ya da daha özgür olup olmaması önemli değildir. Önemli olan iki sosyal yaşantının birbiri ile karışmaması, ilişkiye girmemesidir. Bu durum mimarimizi şekillendirmiştir. Evler dışa kapanmaya başlamış, sosyal yaşantı korunmak için ev içine kapatılmıştır. Evlerde kapalı avlular oluşmaya başlatılmış ve bu alan ailenin sosyal yaşantısını belirlemiş. Yani ev dışında ki alanlar, yollar, pazarlar, parklar unutulmuş, önemini kaybetmiş. Mimari evlere hatta evlerin içine odaklanmış. Güzel olması gereken, önemli olan evler olmuş. Tayland’da evleri çepecevre saran ve ev halkının keyifle vakit geçirdiği dışarıya açık ve güzel bahçeleri yerine duvarlar ardına gizlenmiş avlular yapılmış. Bu avlunun içinde gördüğümüz şeyler bizim dünyamız olmaya başlamış ve bu dünyayı güzelleştirmeye çalışmışız. Tayland’da ise yaşanılan dünya’ya sokaklar da dahil olmaya başlamış, komşunun bahçeside dahil olmaya başlamış ve her şey birbiri ile birleşmeye başlamış.

İnsanlar gördükleri şeyleri güzelleştirmek isterler. Ama neler göreceğini insan kendi seçer. Türkiye’de ve Suriye’de gördüğüm tozlu köylerde insanlar görüş alanlarını avluları ile sınırlandırmışlar, dışarının varlığını unutmuşlar. Bozulmaya bırakmışlar. Tayland’da ise insanlar herşey görmeyi seçmişler ve ellerinden geldiği kadar herşeyin bakımını üstlenmişler.

Türkiye’de güzel köylerin de olduğunu inkar etmiyorum. Bu yüzden kimse alınmasın. Ben sadece farklı coğrafyalarda, yollarda ilerlerken gördüğüm farkları yazmaya çalışıyorum. Benim için önemli olan mimarlık kitaplarımdan okuduklarım değil, yol üzerinde gördüklerim. Okuldayken bir proje için Kula’ya gitmiştik. İzmir yakınlarında, Manisanın bir ilçesi olan Kula evleri mimari ile ün yapmıştır. Ama güzel bir ev ve köy görmek için otobüsle mimarlık öğrencilerini 3 saat uzağa götürüyorsanız ortada gene bir sorun var demektir. Bisikletle bu bir günlük yol demektir. Ve bir gün boyunca göreceğim bir kaç güzel ev bu teorimi çürütmek için yeterli değildir.

Nong Khai’den sevgilerle.

One thought on “Nong Khai ve Köyler Üzerine

  1. Ne güzel yazmışsın Evrimciğim.Pedallarınız hep dönsün.Sizlerin gezmesi,görmesi,fotograflar,anlatımın,kaç kez okuduğumu hatırlamadığım paylaşımlarınız.

    Hepsi harika.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s