Buriram, ve ayakkabı tamiri.

This slideshow requires JavaScript.

Buriram Tayland’ın ufak kentlerinden birisidir. İsan bölgesinde yani Tayland’ın doğusunda ve biraz daha fakir sayılacak bir bölgesindedir. Ününü iseTayland’ın en büyük futbol takımına ev sahipliği yapmasına borçludur. Kent çevresini yarım ay şeklinde saran su kanalı ve merkezinde yer alan bir kaç eski tapınak ile oldukça sevimli görünmektedir. Fakat hakkında çok az bilgi bulabileceğiniz bu kent turizmin unuttuğu, neredeyse hiç bir yabancı turistin gelmediği bir konumda bulunmaktadır.

Biz Buriram yakınlarında, şehire yaklaşık 8km uzaklıkta volkanik bir orman parkında kamp kurmak için yer arıyoruz fakat burası bizim için çok keyifli görünmüyor. Haritamızda yakınlarda başka bir milli park görünmediğinden geceyi bu parkta kamp kurup geçireceğimizi kabulleniyor ve yakındaki akşam pazarına yemek yemek için pedallıyoruz. Karnımızı tamamen doyurmak için bir saat gerekiyor. Bisikletlerimizi bıraktığımız yere geri döndüğümüzde yüzümüzü güldürecek güzel bir tesadüf oluyor. Bisiklet merakı olan bir çift ile tanışıyoruz ve bizi evlerine davet ediyorlar. Evleri ufak olduğu için bahçelerinde çadırda kalmamız gerekecek ama bisiklet konusunda bir çok ortak yönümüz olduğundan bol bol sohbet etme şansımız olacak. Erkek olan müzik öğretmeni ve eşi hemşireymiş.

Muzik öğretmeni ve eşi.

Muzik öğretmeni ve eşi.

Evlerine vardığımızda 10-12 bisikletlik bir kolleksiyonla karşılaşıyoruz. Benim gibi çelik kadro hastası olduklarını anlamak zor değil. Bisikletlerin 4 tanesi xt ve xtr komponentlerle donatılmış ve bir tanesi 10lu sistem.

Müzik öğretmenimizin bisikletleri.

Ertesi sabah bisikletlere atlayıp şehre gidiyoruz. Ben bisikletimin zincirini ve dış lastiğini değiştiriyorum. Tahminimizden uzun süren bakım sonrasında karnımız acıktığından beraber çorba içmeye gidiyoruz. Çorbacı bizim bisiklet meraklısı müzik öğretmeninin arkadaşı ve iyi bir golf oyuncusu. Bazı ödüllerinin ve golf takımlarının arasında çorbalarımızı bitirip sohbet ediyoruz. Daha sonrada kilit mekanizmaları kırılmış olan ve ayağımdan çıkarmak için bıçağımı kullanmak zorunda olduğum bisiklet ayakkabılarını onarmak üzere ayakkabı tamircisine gidiyoruz. Şansıma ayakkabı tamircisinde bir çift eski shimano ayakkabı var ve onları kesip biçip benim ayakkabımın gerekli yerlerini onarıyoruz.

Yolda karşılaştığımız bir bisikletçi.

Genel bir özet ile Surin kentini, tanıştığımız insanları ve yaşadıklarımızı anlattıktan sonra asıl konuşulması gereken yere gelebiliriz. Asıl anlatmak istediğim Tayland’da gördüğüm ama sebebini açıklayamayacağım bir durumudur. Burada insanların maddi durumları alım güçleri şaşırtıcı şekilde iyi. Bir kaç örnek ile durumu netleştirmek isterim. İlk resim akşam marketinden. Burada çorbalar 1,5tl 2tl civarında. Eğer 5TL verirsenin bir mangal alıp sınırsız et, tavuk, balık, karides, kalamar, ahtapot, meyve ve sebze yiyebilirsiniz. Yani burada yemek için harcayacağınız miktar şu şekilde: 1-2Tl ye karnınızı doyurabilirsiniz 5 TL ye sınırsız yemek yiyebilirsiniz. 6TL nin anlamı: yemek için harcanamayacak kadar çok. Şimdi gelelim pazarımıza. Buradaki insanlar 1 tl ye yemek satıyorlar ve bu pazar yerine son derece pahalı arabalar ile geliyorlar ve bu arabaların fiyatları Tayland’da da Türkiye’de de aynı. Yani 1 tl ye çorba satıp iyi bir araba almak mümkün. Gelelim ikinci tabloya müzik öğretmenimiz ve hemşire olan eşine, saydığım bisikletlerin yanında bir tane Honda araçları ve bir tane 4×4 jipleri var. Üçüncü tablo ise çorbacımız ve güzel hobisi olan Golf. Mesela bizde ufak ölçekte bir çorbacı düşünün, sadece gündüz çalışsın ve güzel bir evi, arabası ve golf oynamak gibi bir hobisi olsun. Sizce mümkün mü? Tayland’da durum kısaca böyle. Bir çoklarımız burası ucuz olduğu için fakir olduğunu düşünüyor. Ama görüldüğü gibi fakir değiller. Kuzey Tayland’da bir kadınla tanışmıştık, bize fakir olduğundan bahsetmişti, bizde arabası olduğunu ve araba alabildiğine göre fakir sayılamayacağını söylemiştik. Cevap olarak elbette arabalarım olacak çünkü ben çiftçiyim tarlalarım var demişti. 3 tane arabası varmış.

Ayakkabı tamiri.

Ayakkabı tamiri.

Bu kadar özet yeterli sanırım kaldığımız yere dönelim yani ayakkabı tamirine. Ayakkabılarımı tamir ettirirken başlayan sağanak yüzünden dükkana çakılıp kalıyoruz. Yağmur bittiğinde tüm bu işleri yetiştirmek için ne kadar çok vakit kaybettiğimizi fark ediyoruz ve öğretmenin evine geri dönüp bir gece daha kalmak zorunda kalıyoruz.

Şimdi konuyu bitirmeden önce dördüncü bir tablo çizmek gerek. Fakat bu dördüncü tablo benim için açıklaması en zor, sizler içinde inanması en güç olanı olacaktır. Çünkü bu tür gezi yazılarında insanlar olayları anlatırlarken biraz yalan söyleme eğilimindedirler. Bunun olaylara biraz renk katacağını bilirler. Bu bu tür ufak süslere karşı değilim ve okuduğum bazı gezi kitaplarında bu tür ufak yalanların çok güzel kullanılanlarına şahit oldum. Sanırım bu tür yalancı gezginlerin elinden çıkan en önemli yapıt Kazım Taşkent serisinde basılan ve YKY’nin çıkardığı “Doğuya Seyahat” olsa gerek. Yazarın adını yazmam çok zor bu yüzden kusuruma bakmayın, fakat yazar seyahati sırasında olayları öylesine bir macera havasına sokmuş ki kitabı simbatın serüvenleri gibi okuyorsunuz. İşte bu bir teknik ve bir yetenek bence ama şimdi anlatıcaklarımda buna benzer bir teknik kesinlikle olmayacaktır ve söylediklerim sadece gördüklerim, yaşadıklarım olacaktır. Eklediğimiz fotoğraflara bakan dikkatli bir göz aslında anlatılacak olanları çoktan okumasını bilmiştir zaten. Bir diğer nokta ise eğer elimizde burası ile ilgili fotoğraflar olmasaydı bu dördüncü tabloyu cizmeye yeltenmezdim bile.

Dördüncü taplo, ayakkabı tamircisi.

Tamirci bizim müzik öğretmenin bir arkadaşı ve ne yazık ki ingilizce konuşamıyor, fakat müzik öğretmeni sayesinde birbirimize derdimizi rahatlıkla anlatabiliyoruz. İlk olarak oraya ayakkabılarımı tamir etmek için gitmediğimizi sadece yaklaşan yağmurdan saklanmak için bir mola yeri olarak seçtiğimizi belirtmeliyim. Fakat ayakkabılarımda bahsettiğim sorunlar olduğundan kilit mekanizmalarını çıkarmayı ve yerine cırt cırtlı bir sistem yapmayı bir kaç gündür düşünüyordum. İtiraf etmeliyim ki farklı dilleri konuşan ve ayakkabı tamiri konusu dışında başka bir şeyden anlamayan bir insana aylarca ayağınızdan çıkarmayacağımız ve daha 3-4 bin km yol yapacağınız bisiklet ayakkabılarını emanet etmekte biraz tereddüt yaşıyorsunuz. Bir süre düşündükten sonra kararımı veriyorum ve neler yapabileceğimizi tartışıyoruz. Bahsettiğim Shimano marka eski bisiklet ayakkabıları benim ayakkabılarımı tamir etmek için yeterli oluyor. Oradan kesilen parçalar ile ayakkabımı onarıyoruz. Ayakkabılarımı giyince Garneu Shimano kırması gibi görünen yeni iki markalı ayakkabılarım ile ilgili espriler yapıyoruz. Dükkanın resmini umarım en kısa zamanda koyabiliriz. Fakat resim bu yazıya eklenmiş gibi yazıma devam edeceğim. Şimdi ayakkabıcının dükkanının resmine biraz daha dikkatli bakalım. İlk olarak tavandan sarkan bisikletler dikkat çekiyor. Dışta en kötü durumdaki bisikletler yer aldığından bu çok açıklayıcı bir durum değil. İkinci olarak etrafta bulunan bisiklet ile ilgili malzemeler, bisiklet ile daha yakından ilgili bir ayakkabı tamircisi izlenimi uyandırıyor. Duvar saatinin etrafında yer alan fotoğrafların aslında bazı yarışlar esnasında çekildiğine dikkat etmek gerek. Raflarda yer alan kupalar ve gazetelerde çıkan bazı yazılar ise tamircinin bisiklet aşkını ortaya koymak için yeterli sanırım.  Bir ayakkabı tamircisinin sahip olduğu bisikletlere bakalım şimdide; sanırım çok göze batmasada yol bisikleti olarak en arkada yer alan kırmızı trek karbon olmalı ama emin olamadım. Karşı duvarda yer alan siyah bisiklet kadrosu ise karbon. Konuştuğumuzda MTB yarışlarda buranın en iyisi olduğunu söylüyor bazı kupaları MTB yarışlarından kazanmış, ama amatör bir bisikletçi olduğunuda hemen belirtiyor. Parmağı ile 3 yapıp bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama konu ile alakasız olduğunu düşündüğümden anlamak için çaba göstermiyorum. Tuvalete gittiğim zaman parmağı ile yaptığı 3ün ne anlama geldiğini anlamak kolaylaşıyor. Duvarda bir bisiklet dışarıdan geçenlerin göremeyeceği bir şekilde asılı. Onca zamandır dışarıda oturup dükkanı incelememe rağmen ben bile içerideki triatlon bisiletini tuvalete gidene kadar fark edememişim. Parmağı ile yaptığı 3ler de triatlon yarışlarıymış. Hemen yakınlarda yapılacak olan Ko Samui Triatlonundan bahsediyorum fakat o bögesel yarışlara katıldığını, amatör olduğunu ve Tayland’ın en büyük Triatlonlarında birinin Ko Samui’de ki olduğunu söylüyor.

Ayakkabı tamircisinin bisikleti.

Dördüncü tablo aşağı yukarı böyle. Ve emin olun tamircimiz bir milyonerin çocuğu ve hayalindeki meslek olan ayakkabıları tamir etme işine kendisini adamış şanslı insanlardan değil. Yada ayakkabı tamiri konusunda inanılmazı başarmış ve büyük paralar kazanmış birisi de değil. Bizim bisiklet tutkunumuz Tayland gibi sandalet haricinde hiç bir şeyin ayağa geçirilmediği bir ülkenin, Buriram denilen ve tahminimce 300 bin civarında kişinin yaşadığı orta ölçekli bir kentinde, yapılabilecek en mütevazi zanaatlardan birisini yapan basit bir ayakkabı tamircisidir ve bu durumda dahi hayallerini gerçeğe dünüştürebiliyor, dilediği bisiklete binebiliyor. Nasıl mı? Nedenini bende açıklayamıyorum ama sadece şunu biliyorum burada devlet halktan almak yerine vermeyi seçmiş. Daha önce bahsettiğim gibi temel ihtiyaç olan bir çok şey belli miktara kadar bedava.

Peki şimdi yeni bir tablo oluşturalım ve kendimize bakalım. Bisikletçiler olarak isteyip durduğumuz bisiklet yollarını, park yerlerini düşünelim. Bence bunlar bisiklet konusunda çözmemiz gereken asıl sorunlar değiller. Bisiklet alabilen bir kaç kişi olarak kendimiz için yollar ve park yerleri istemek belkide bir parça bencillik. Mesele daha fazla insanın bisiklete binebilmesini sağlamak, mesele satın alamayacakları bisikletleri güven içinde bırakabilecekleri park yerleri yapmak, yada hiç olmayacak bisikletleri kullanmaları için bisiklet yolları yapmak değil. Sorun nerede peki. Sorun ayakkabı tamircilerimiz de. Ne zaman ayakkabı tamircilerimiz karbon bir bisiklet alabilirlerse, diledikleri bisikletlere binebilirlerse, yarışlara katılabilirlerse, yarışları kazanabilirlerse sorun o zaman ortadan kalkar. O zaman hep beraber bisiklet yolu için gidip belediyenin kapısını çalarız. Ama ayakkabı tamircisi hak ettiği bisikleti alabilene kadar mücadele edilmesi gereken çok daha ciddi sorunlar var.

Şimdi son iki yazı ile ilgili iki soru:

1- Ne zaman farklı cinsel tercihlere sahip insanlar, topluma dahil olacaklar, süper marketlerde, benzincilerde, tapınaklarda, dini mekanlarda yada devleti temsil edebilecekleri gösterilerde, tanıtımlarda çalışabilecekler, rahatlıkla okula gidebilecekler, parmakla gösterilmeyecekler?

2-Ne zaman ayakkabı tamircilerimiz kaliteli spor malzemeleri alabilecekler, çorbacılarımız golf oynayabilecekler, yarışlara katılabilecekler birincilikler kazanabilecekler?

Cevap zaten bildiğimiz şey, Tayland fakir bir ülkedir, ucuzdur ve gelişmemiştir.

Sevgiler.

8 thoughts on “Buriram, ve ayakkabı tamiri.

  1. Evrimciğim ellerinize,pedallarınıza sağlık. O kadar can alıcı konuları irdelemişsin. Hangisine yorumda bulunacağımı bilemiyorum. Hepside bizden farklı. Devletin toplumsal anlayışı farklı,ayakkabıcısı,çorbacısı farklı,toplumun değer yargıları farklı.Bütün bunları gördükten sonra bizim ezberlerimizde bozuldu.Biteviye bisiklet yolu diye tutturup gidiyorduk.Yorumuna göre,çorbacıya golf,ayakkabı tamircisine karbon bisiklet,yaşam standardının yükseltilmesi gereken köylüsü çiftçisi.Hepsi bizim çözmemiz gerekenler.

    Birde hoşgörü…

  2. Evrim Abicim bu güzel yazı ve fotoğraflar için çok teşekkür ederim.
    Birde biz o ülkelere göre gelişmişiz öyle mi? Ben buna ancak gülerim… Ne kadar gelişirsek gelişelimi aklımız hala aynı olduktan sonra değişen hiç birşey olmaz.
    Bu güzel konulara ayrıntısı ile değindiğin için sana minnettarız. Birçok kişi bu yazıyı okuyarak ders çıkartabilir. Ama nerdeee…😦

    Yolunuz ve iziniz açık olsun… Sevgilerimle…

  3. keşke yazılarınızı asıl okuması gerekenler okuyabilse burdaki gündem öyle farklı ki görevini yapanlar mahkemelerde yıllardır hapiste düzenbazlarsa hakim olmuş bugün bi meslektaşımız görev başında sadece işini hakkıyla yapmaya çalıştığı için kaltlediğinden iş bırakma eylemi yapıyoruz yolunuz açık olsun sevgili yiğitler özlemle kucaklarım

  4. Ne kadar güzel yazmışsın anlatmak istediklerini.Çok doğru tesbitler. Mumcu boşuna geçirmiyor yılın altı ayını oralarda.Sohbetlerimizde bu ve benzeri konuları ondan da duyuyorum.
    Teşekkürler emeklerinize, paylaşımlarınıza. İyi olmanızı dilerim.Özledik sizleri bilesiniz. Sevgiyle.

  5. Dünyanın farklı ucunda farklı noktalara değinerek paylaşımda bulunman hoşuma gitti.
    Bir farkındalık kattı hayatıma. Emeklerinize sağlık..
    Umarım sıkıntısız sorunsuz bir şekilde turunuzu gerçekleştirirsiniz.
    Bu arada rüzgarın hep arkanızda esmesi dileğiyle

  6. Evrim kardeş merhaba.
    Paylaşımlarınız sayesinde tekrar oralara gitmiş gibi oldum Benim de şaşırdığım adını koyamadığım rahatlıklarını,her şeyi ne güzel yakalayıp ifade etmişsin.
    Sana ve Elif kardeşime teşekkürler ediyorum
    İyilikler ile karşılaşmanızı sağlık ve esenlik diliyorum yolunuz açık olsun.
    Sevgiyle

  7. Evrim, bu anlattıklarına batıda iktisatçılar ÜTOPİK diyorlar :))) yazık ki ütopik olanın bu iktisatçılardan ve politikacılardan kurtulamayacak bir sistemde yaşadığımızı hazmetmek. Ya düşündüm de boşver ben taşınıyorum Taylanda…

  8. Selam Evrim,
    Nedense hep böyle olur. Turun bitimine doğru yazı üslubu ve yazının içeriği çok daha okunası bir hal alır. O durum şimdi sende de olmaya başlamış. turun sonuna doğru millet duygusalamı bağlıyor ne?🙂

    Neyse şu bisiklet ve alım gücü olayına değinmek istiyorum. Bahsettiğin bölgede devletin halkı ile olan ilişkisi bile buradaki durum arasında ciddi farklar olduğu kesin. Kesinlikle bu da alım gücüyle sağlam bir bağ var. Fakat insanlarımızda böyle bir bilinç ya da kültür yok malesef. Hani üzerinden örneklendirme ile yapalım madem. Bizim ayakkabıcının elektrik, su, kira giderlerine, vergi külfiyetlerine falan devlet destek çıksa ve mazlum ayakkabıcımız refaha erse dahi hayalindeki bisikleti alacağını hiç sanmıyorum. Çünkü hayallerinde bisiklet yok ! Ayakkabıcımızı suçlayamıyorum. Çünkü bilmiyor, farkında değil. Öyle eğitmemişler, öğretmemişler, aileden ve büyüklerden de böyle bir şey görmemiş. Ailenin değer yargıları üzerine yoğunlaşacağı kesin. Önce kredi çeker araba ve akabinde ev alır. Sonra arabanın modelini yeniler. Arazi alır. Ev yapar, ya değeri yükselince satar, ya öğrenciye kiraya verir ya da oğlunun, kızının oturması için ayırır.Miras bırakır…

    Benim gördüğüm örneklerin neredeyse tamamı hep bu yönde. Büyük kentlerde durum daha farklı. Küçük kentte ve kendi memleketinde olmanın ciddi avantajları var. Çevre tanıdık, samimi ve insanlar bir birini tutuyor. Bu tutma o kadar kanser bir haldeki ciddi yanlışlar bile görmezden geliniyor ve hatta yeri geldiğinde savunuluyor. Hatta ve hatta savunma için saldırıldığı da oluyor… Neyse fazla sosyokültürel konulara dalmayayım.

    Kısaca insanlarımızda bilinç olmadıkça ayakkabıcımızın hiçbir zaman bir bisikleti olmayacak. Arabası, dededen kalma arazide evi, bilmem kaç dönüm arazisi olacak ama bisikleti hiçbir zaman olmayacak.

    Cem Yılmaz dedi çok güldük ama bakıyorum her konuşmanın sonu onun sözüne bağlanıyor. Eğitim şart ! İnsanları bilgilendirmezsek, eğitmezsek hiçbir zaman uygun koşullar oluştuğunda dahi bisiklete binilmeyecek…

    Bisiklet yolları konusuda bununla bire bir ilintili ve yazdıklarına katılıyorum. Ne kadar amacına uygun ve kullanışlı bisiklet yolu yapılırsa yapılsın değerini bilip kullanmadıktan sonra yapılan son derece modern bisiklet yolları imalat çöplüğünden, senin tabirinde mühendislik daniskasından başka bişey olmayacak. Kullanılmayan bir yapı atıldır. Bu yüzden hem insanların eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi hem de bisiklet yollarının yapımı birbiri ile koordine bir şekilde eş zamanlı olarak yapılmalı. Etap etap sindire sindire yapılmalı. Düşünüldüğü kadar kolay işler değil cidden…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s