Laos, Pongsavan, Luang Prabang

This slideshow requires JavaScript.

Nong Khiew’de kaldığımız 2 günde önümüzdeki günlerde gideceğimiz yol hakkında bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz. Fakat buradaki yerli halktan net bir bilgi almak mümkün değil. Haritamızda 160km ileride bir kent görünüyor ve burada otel bulabileceğimizi söylüyorlar. Fakat bu dağlık coğrafyada yüklü bisikletler ile 160km mesafeyi bir günde yapmak neredeyse imkansız. Hem biz bu bölgeyi keyfini çıkararak yavaş yavaş gezmekten ve yaklaşık 2 hafta daha kalacağımız Laos’ta büyük şehirlerden uzak kalıp daha az turistin bulunduğu yerler görmek amacındayız. Sabah erken saatlerde bisikletlerimizi hazırlıyoruz ve bütün kahvaltılarımızı yaptığımız lokantada karnımızı iyice doyuruyoruz. Yolculuğumuzun belki ilk 10km düz yolda geçiyor hemen ardından tırmanışlar başlıyor. Bu yol aslında bir nehiri takip ediyor fakat bu bölgenin dağlık yapısı çok çetin bu yüzden de yol çok ender zamanlarda nehirle buluşabiliyor. Genelde köylerin bir çoğu yol ile nehrin buluştuğu noktada ve 300m-400m rakımda. Bazı dağ köyleri ise 1000m-1500m rakımdalar ve dağın tam tepesindeler. Bu dağlık coğrafya yüzünden de yol şu şekilde devam edebiliyor. İlk önce nehir kenarından başlıyorsuz, rakım 400m, sonra yavaş yavaş tırmanmaya başlıyorsunuz, tepede rakım 1500m, sonra tekrar nehir seviyesine 400m rakıma iniyorsunuz ve hemen ardında tekrar bir dağ yolunuzu kesiyor ve 1500m rakıma tırmanmanız gerekiyor. Bu yüzden de çok kısa bir mesafe gidecek olsanız bile çok fazla tırmanış yapmanız gerekiyor. Önünüzdeki yol her zaman 6-7km aralıksız tırmanacak ve ardından bulunduğunuz rakıma inecek. Biz ilk gün 50km vicarında çok kısa bir mesafe yaptık, burada ki ufak bir köyde yol kenarında çok sevimli bir Guest House (GH) gördük hemen durduk, fakat buraya gelebilmek için en az 5 tırmanış bir o kadar da iniş yapmamız gerekti. Bulunduğumuz nokta şimdilik haritanın gülümseyen tarafında yani görünüşe göre henüz dağlar başlamadı. Bundan sonraki günlerde daha uzun tırmanışların olacağı kesin.

Ertesi gün şansımız devam ediyor ve 4-5 saat bisiklet bindikten sonra çok keyifli bir köy daha görüyoruz. Şehirin sonlarına doğru ancak dikkatli gözlerin görebileceği bir GH var. Henüz vakit erken ve çok yorgun hissetmiyoruz bu yüzden de bu yüden de bu günü çamaşır günü ilan ediyoruz. Otelde dağdan gelen suyu biriktirdikleri ufak bir havuz ve içerisinde yaşayan bir adet japon balığı var. Su devamlı aktığı için temiz. Bu buz gibi su ile hem duş yapıyoruz, hem de balığa zarar vermemeye dikkat ederek çamaşırlarımızı yıkıyoruz. Burada tuvaletlerde ki sularda, evlerin önlerindeki süs havuzlarında yaşayan balıkları görmek mümkün. Özellikle wcler de temizlik suyunun biriktirildiği kremit küpler oluyor, bu küplerin içinde genellikle bir kaç tane süs balığı bulunur. Fakat Laos’ta gördüğüm en ilginç balık bir resturanın wcsindeydi. Hela taşının yanındaki suda 4-5 tane bizdeki alabalık benzeri balık vardı. Boyutuna ve çirkinliklerine bakınca süs için değil yemek için olduklarını anlıyor insan. Sarhoş bir kaç müşteri çişini yaparken mutlaka bir miktar ıskalar ve balığın olduğu yerede işer diye düşünüyor insan. Sadece bir bira içmiş ve hiç bir şey yememiş olduğum için kendimi şanslı hissettim.

İki gün sonra varacağımız kentte 3 bisikletçi ile tanışıyoruz. Bisikletçilerden ikisi Viyetnam’dan buraya gelmişler ve bizim aksi istikametimizi devam edecekler. Belçikalı olan ise bizimle aynı yöne devam edecek. Akşam hep beraber bira içip güzel bir sohbet yapıyoruz. Ertesi gün için birbirimize bol şans dileyip vedalaşıyoruz. Belçikalı bisikletçi ile sabah buluşmak için bir plan yapmıyoruz. Nasılsa bir sonraki şehirde ikimizde bir bir gece kalmak zorundayız ve büyük ihtimalle yolda birbirimizle karşılaşacağız. Belçikalı aslında 1 haftalığına bir bisiklet kiralamış ve eşyalarını bir arkadaşına bıraktıktan sonra ufak bir yolculuk yapmış. Bu yüzdende hiç eşyası yok, bisikleti çok hafif. Ama SPD pedalları olmadığından ve genelde yol bisikleti kullandığından bisiklet uzun mesafe için çok konforsuz.

Ertesi gün saat 10 gibi yola başlamamıza rağmen bisikletçiği ilk yokuşlarda yakalıyoruz. Yeni yol arkadaşımız şanssızlık eseri yanlış yola sapmış ve bunu 5-6 km gittikten sonra farketmiş. Bütün yolu geri dönmek zorunda kaldığından da çok acele etmeden daha dikkatli bisiklete binmeye karar vermiş. İşte bu yüzden de yüklü bisikletlerimize rağmen ikimizde Belçikalı bisikletçiyi yakalayabiliyoruz. Yol çok rampalı olduğundan yokuşlarda herkes istediği tempoda yoluna devam ediyor ve ilk varan tepedeki köylerden birisinde diğerlerinin gelmesini bekliyor. Bu şekilde yol aldıktan sonra bir sonraki şehire varıyoruz. Fakat bu şehire varmadan önceki son 5-6km hayatımın en güzel iniş etaplarından birisi oluyor. Laos’taki yolların güzelliği yolun eğiminin her zaman sabit olması, yol eğimi eğer %8-9 gibiyse bu yolun düz kısmında da virajlı kısmında da sabit oluyor. Yani saatte 45-50 ile giderken virajlarda aniden yavaşlamanız gerekmiyor yada eğim değiştiği için bisiklet daha da hız kazanmıyor. Bu yolda da durum aynen böyle fakat yolun bir tarafı uçurum ve siz aşağıdaki kenti en tepeden itibaren görmeye başlıyorsunuz. İnişte fren kullanmak şart oluyor çünkü virajlar çok sık ve bisikleti bir sağa bir sola yatıracak kadar zaman bile olmayabiliyor. Bu yüzdende çok yüksek hızlara ulaşmak mümkün değil fakat aşağıya inene kadar yaşayacağınız heyecan müthiş.

Bundan sonra kalacağımız iki kent oldukça konforsuz. Hem yiyecek bulmak biraz zor hemde konaklama mekanları biraz kötü. Fakat yollar için mütiş. Pongsavan’a varana kadar biz hiç mola vermediğimizi ve bir hafta boyunca sadece tırmanış yaptığımızı fark ediyoruz. Takvime bakınca Tayland’a dönmek için acele etmemize gerek yok. Bu yüzden de Pongsavan bizim mola yerimiz oluyor. Bu kent bir platonun ortasında ve oldukça düz. Bu yüzden de en çok bombalanan yerlerden birisi. Kenttin yer yerinde değişik bombalar görmek mümkün, ayrıca ‘Plain of jar’ yani bölgenin sembolü haline gelmiş olan tarihi parklarda bu şehirde. Burada lezzetli yemekler bulmak mümkün. Fakat burada kaşık kullanımı çok yaygın ve kullandıkları kaşıklar döküm kaşık ve aluminyum.

Genelde asyada daha kısa ve derin olan kaşıklar kullanılır. Bu kaşıklar ise çok daha değişik bir görünüme sahip ve sadece bu kentte görüyoruz. Bu kaşıklardaki gizem ise şu; en çok bombalanan bu bölgede hurdacılık bir meslek haline gelmiş ve bombalardan elde ettikleri aluminyumdan bu döküm kaşıkları yapıyorlar. Burada daha bir çok ilginç şey yaşanıyor. Marketlerde o kadar eğişik av hayvanı satılıyor ki Laos’luların herşeyi yiyebildiklerini anlamak hiçte zor değil. Bazı yerlerde de köpek satışı yapılıyor. Biraz daha el altından olsada burada köpek etide sevilen yemekler arasında. Fakat yemek kültürü her zaman koşullara göre gelişmiştir. Bu yüzden de Laos’luları köpek yedikleri için kınamak yada onlara karşı çıkmak anlayışsızlıktır. Burada savaş sırasında yaşananlar insanları bu tür hayvanları yemeye itmiş olmalı. 9 yıl boyunca insanlar gündüzleri mağaralarda saklanmışlar geceleride pirinç tarlalarında çalışmışlar. Bombardımanın ardında hala günümüzde bile yemek bulmak çok kolay değil Laos halkı için. Bazı köyler 4 yıl tarlalarının bombalardan temizlenmesini beklemişler. Ve bu gün Laos’un çok az kesmi güvenli. Yani en temel besinleri bile üretebilmek çok zor. Tüm bunları düşününce insan biraz daha farklı bir göz ile bakabiliyor Laos’a.

Bunradan sonra 3 günde Luang Prabang’a varıyoruz. Burası bizim için iyi bir dinlenme yeri oluyor. Laos’un en güzel kenti burası bence. Biz Tayland, Nan sınırına bisiklet ile gitmek istiyorduk fakat yol hiç konforlu değil ve bir çok kamyon var. Bu yolda iki gün toz yutmaktansa şehirde bir kaç gün fazladan kalıp sınıra varupla gitmeye karar veriyoruz. Bu şekilde Kuzey Laos’ta dağlarda geçen bir ayı geride bırakıyoruz. Benim için bazı ülkelerde bir hafta bir ay gibi oluyor. Mesela Malezyada geçirdiğimiz vakit bana o kadar uzun gelmişti ki hiç bitmeyecek hissine kapılmıştım. Fakat Laos, Tayland gibi ülkelerde bir ay nasil geçiyor anlamıyor insan. Buralarda ki yollarda bir gün bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. İnanın buradan sonra Malezya’da bisiklet kullanmak zoruna kalsam büyük ihtimalle bisikletin üzerinde uyuyup kalırım.

Advertisements

One thought on “Laos, Pongsavan, Luang Prabang

  1. Evrim,zamanın algılanmasını güzel anlatmışsın.Bazen,bazı yerlerde,bazı kimselerle saat gün olur,gün ise ay. Bazende bunun tersi olur. Zaman o kadar çabuk geçerki anlamzasın bile…Bu arada blogunuzun yeni şekli çok güzel olmuş.Selamlar…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s