Malezya KL


Endonezyada geçirilen bir ayın sonunda tekrar Malezya’ya dönmek bir anda zaman tünelinden geçmek gibi bir his yarattı bizde. İlk durak olarak Sumatradan Port Klang’a geliyoruz. Hemen vapur iskelesinin yanında ki tren istasyonunu fark ediyoruz. Buradan tren ile KL ye gitmek için istasyon görevlisi ile konuşuyoruz. Bisikletlerimiz olduğu için bizim trene binemeyeceğimizi belirtiyor bir istisna ihtimali için daha yetkili birilerini arıyor fakat cevap gene aynı oluyor. Bu yüzden de geceyi Port Klang’da geçirmek ve yarın sabahtan KL’ye gitmek zorunda kalıyoruz. Daha önce bu şehirde kaldığımız için otel aramakla vakit kaybetmiyoruz ve burada daha önce kaldığımız otelde kalıyoruz. Otelde bisikletlerimizi koymamız için zemin katta yüklük ve çamaşırhane olarak kullanılan geniş bir alan mevcut. Buraya bisikletlerimizi yerleştirmek için girince başka tur bisikletleri olduğunu görüyoruz ve otelde başka bisikletçilerinde olduğunu anlıyoruz. Onlar da bizim gibi Endonezyada tur yapmaya çalışmışlar ve biraz zorlanmışlar. Yanlarında bir de ufak çocuk olduğundan turlarının Endonezya kısmını onlar için biraz tehlikeli geçmiş olabilir. Çünkü onların turladıkları ada endonezyadaki en yoğun nüfusa sahip ada. Trafikte buna göre çok daha yoğun olmalı.


Tayland bir kaç senedir yabancı ziyaretçilere karşı yeni bir uygulama başlattı. Eğer Tayland vizeniz yoksa ve havaalanından ülkeye giriş yapıyorsanız Tayland’da 1 ay kalabiliyorsunuz. Bu durumda İstanbul’dan Bangkok’a ilk gelişimizde Thai hükümeti bize 1 aylık kalış izni vermişti. Fakat komşu bir ülkeden kara yolu ile giriş yapıyorsanız Tayland size 2 haftalık kalış izni verecektir. Yani bizim gibi Malezya’dan Tayland’da bisikletle geçmek isteyen bisikletçiler 2 haftadan uzun süre Tayland’da konaklamak isterlerse vize almak zorundalar. Bizde KL’de vakit kaybetmeden konsolosluğa gidiyoruz. Fakat burada bir şanssızlık yaşıyoruz. Tayland kralının dogum günü bizim vize başvurumuza denk geliyor ve konsolosluk fazladan bir gün tatil yapıyor. Yani bir günlük Tayland vizesi için haftasonuda dahil 4 gün beklememiz gerekiyor. KL 4-5 gün beklemek için sıkıcı bir kent. Bizde daha çok otelde dinlenerek sakin bir KL hayatı geçiriyoruz. Burada tanıştığımız bir türk-ABD vatandaşı ile keyifli bir sohbet geçiriyoruz. Yeni arkadaşımız aslında Türk fakat çocukluğundan beri ABD de yaşıyor ve şimdide KL de yeni işine alışmaya çalışıyordu. Kendisi petronasta petrol kuyuları şantiyesi gibi zor bir işin başında ve bize çok az kişiden öğrenebileceğimiz bazı bilgileri veriyor. BP nin sızıntı yaşanan petrol kuyusundaki problem, nerede ne hata yapıldı, bir petrol kuyusu nasıl kazılıyor, yeni petrol kaynakları, maliyetler vs.vs. Sohbetin sonunda da aklımada kalan çümle ekliyor; “biz sadece yerin altındaki petrol rezervi ile arabanızın deposu arasına bir boru döşüyoruz”. Teknik olarak düşününce bir benzetmeden çok gerçek bir sütrüktür çünkü gerçektende petrol hiç bir şekilde boruların dışına çıkmadan kmlerce yol kat ederek yerin 5km altından depolarımıza kadar geliyor. Bu durumda da petrolu oradan çekip çıkarma işini bizler yapıyoruz. Her depoda biraz daha petrolü yerin altından çekip alıyoruz. Yani kullanılan her araba, doldurulan her depoda petrolu yerin altından çekip alıyoruz. Sadece bu kadarla kalmıyor. Kullanılan bir çok enerji türü yerin altındaki petrolle besleniyor. Yani evlerimizi aydınlatmak için, bilgisayarlarımızı kullanmak için tüketime devam ediyoruz. Ama müjdeli bir haber daha var. Petrol bitmeyecek. Yer altında ki rezervler tükenebilir fakat yeni petrol kaynakları keşfediliyor. Bunlardan son keşfedilen ise kayaların arasında bulunan, şimdilerde çıkarılması pek ekonomik olmayan ama rezerv miktarı olarak çok daha fazla olan bir yeni petrol türü. Bu petrolun en büyük avantajı ise yer yüzeyine daha yakın olması ve her yerde bulunması. Yani önümüzdeki yıllarda yeni petrol türü hayatımızda olacak ve bir süre daha rahat rahat tüketime devam edebileceğiz.


Vize alışımızın ertesi sabahı otobüs ile Tayland sınırına yakın bir kente doğru yola çıkıyoruz. Otobüs yolculuklarını eğer bisikletiniz ile yapıyorsanız keyfinizi kaçıracak olaylar her zaman olacaktır. Bir çok bisikletçi Türkiyede otobüs muavinleri ile kavga etmek zorunda kalmıştır. Ama hiç birisi malezyadaki kadar iç karartıcı olmamıştır. Sadece şunu belirteyim buradaki 300km lik otobüs yolculuğunu tam 3 defa araç değiştirerek, her seferinde kavga dövüş bisikletleri yerleştirerek ve yeni otobüsün gelmesini saatlerce yeni otobüsün gelmesini bekleyerek tatmamladık. Böylesine Malezyaya özgü bir seyahatin ardından sanırım Taylandı ne kadar çok özlediğimizi ve ertesi sabah tayland sınırına kadar olan yolu hiç durmadan tamaladığımızı tahmin edebilirsiniz.
Ve ardından Tayland. İlk kentimize varır varmaz rüya gibi bir bira ve ardından masaj ile vucudumuz arındıyoruz. Tekrar gülümseyen insanların olduğunu unutmak üzereymişiz. Ama tüm bu şikayetlerime rağmen şunuda hemen söyleyeyim geride kalan iki aylık döneme bakınca, doğal güzellikler konusunda Sumatrayı özlemeden yapamıyor insan. Sanırım bir daha görmek isteyeceğim yerlerden birisi olarak kalacak Endonezya. Malezya’yı ise uzun bir süre özleyeceğimi sanmıyorum.
Aralık ayında tekrar güney Taylanda’da olmak güzel fakat bir an önce kuzeye doğru çıkmamız ve dağlık Kuzey Tayland coğrafyası ile gereken hesabımızı görmemiz gerekiyor. Bu noktata sıkıcı olmamak için Guneyden –Malezya sınırından Bangkok’a kadar olan turumuzu biraz kısa geçeceğim. Daha önce gördüğümüz yerleri bir daha yazmak gereksiz olacaktır. Guneyde ilk günler şansımız yaver gidiyor ve arkadan esen rüzgar ile 2-3 gün 25-26km gibi bir ortalama hızla tur yapıyoruz. Bu da 3 saatte 75 km gibi bir yol yapar ki bu düzlükteki bir çoğrafyada daha yavaş gitmek çok sıkıcı bir hale gelebilir. İlk mola yerimiz yolun yarısı sayılacak Surathani oluyor. Burada bir gece kalıp ertesi sabah Ko Tao adasına gidiyoruz. Ko Tho ülkenin en ufak ve en sakin adalarından birisi. Uzun bir bisiklet turundan sonra sadece rahatlamak ve güzel doğanın tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir yer. Vapurdan inince adanın sol tarafı sağ tarafına göre çok daha gelişmiş ve çok daha turistik. Biz adanın diğer tarafında güzel bir bungalow kiralıyoruz. Ve bir kaç aydır süren bisiklet turumuza bir kaç günlük bir mola ekliyoruz.
Bir kaç gün sonra Ko Tao’dan gece 10 gibi kalkan vapur ile Chumpon kentine gidiyoruz. Bindiğimiz araç daha çok bir feribotu andırıyor, alt katında arabalar, bazı eşyalar ve bizim bisikletlermiz üst katta ise 25-30 kişinin yatabileceği bir oda ve odanın üstünde bir teras var. Biz ilk önce odada yer bulmaya çalışıyoruz fakat bütün yerler başkaları tarafından kapılmış. Üst terasta ise 20 kişi daha var ne yazık ki yolculuğu uyumadan ve soğukta üşüyerek yapacaklar. Biz de bir süre terasta durunca donacak gibi üşüyoruz ve yanımızdaki matları yere serip oda da kendi yataklarımızı hazırlıyoruz. Gece yolculuğu süresince kendimize uyuyacak sıcak bir yer ayarlayabildiğimiz için sabah Chumpon’a rahat bir yolculuk yaparak varıyoruz. Şehirde bir gece dinlendikten sonra kuzeye doğru olan yolculuğumuza devam ediyoruz. Taylanddın bu noktasından itibaren rüzgar karşıdan yani kuzeyden güneye doğru esmeye başlıyor ve bisiklete binmeyi konforsuz hale getiriyor. Aşırı sıcaklar birde rüzgar ile birleşince bisiklet üzerinde yüzünüzü kurutuyor ve bir kaç saat içinde dudaklarınızı çatlatmaya başlıyor. Bu şekilde 2 gün devam edip Bang Sapan Yai denilen kente geliyoruz. Buranın 20 km yakınındaki plajı yerel halk için popüler bir tatil yeri ve biz 2-3 ay kadar önce bir gece kalmıştık. Fakat kent merkezide plajı kadar keyifli. Otel bulmak çok rahat olmasada ertesi sabahki trene yetişme derdimiz olmayacağından ve gece nehir kenarındaki lokantalarda keyifli bir yemek yiyebileceğimizden burada kalıyoruz.
Sabah tren ile Hua Hin’e ve orada bir gece konakladıktan sonra gene tren ile Bangkok’a varıyoruz. Bangkok’ta bazı eşyalarımızı (yaklaşık 8-9kg) otelde bırakıp dağlık kuzey yolları için bisikletlerimizi biraz hafifletmeye çılışıyoruz. Burada çin mahallesinden bazı bisiklet parçaları ve yeni zincir ile arka ruble alıyoruz. Bunları otelin yakınında ki bisikletçide değiştiriyoruz. Ayrıca bu bisikletçide Simano xt ön ve arka göbekleri için ruble ve rulman buluyorum. Bunlardan ve simano gres yağ alıp bir daha ki bisiklet bakımında göbekleri açık bilyelerini değiştirmeye karar veriyorum. Daha önce bisiklet bakımını yaparken kaliteli gres yağı bulmak her zaman mümkün olmuyordu. Özellikle Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde göbeklerin içine tereyağ gibi kalitesiz bir şey sürmek zorunda kalıyordunuz. Tayland bu konuda çok gelişmiş olsada başka bisikletçilere gitmektense bisikletimin bakımını kendim yapmayı her zaman tercih etmişimdir. İlk başlarda bazı parçaları bozmuş olsamda şimdi kendimi daha yetkin hissetmeye başladım. Tur bisikletçisi olmak için hepsinden biraz biraz anlamak şarttır. Çok iyi bir bisiklet tamircisi olamayabiliriz yada çok güçlü bir bisiklet yarışçısı olamayabiliriz ama iyi bir tur bisikletçisi için biraz tamirci, biraz bisikletçi biraz da kampçı olmak şart bence.
Bangkok’a bir kaç gece geçirdikten ve otelde biraz yük bıraktıktan sonra tren ile kançhanaburiye geçiyoruz. Kanchanaburi yeni yılı kutlayacağımız kent oluyor. Bangkok yeni yıldan bir hafta bile önce o kadar hareketliydi ki yeni yılı bangkok’ta geçirmek bize fazla geliyor. Kanchanaburide 2-3 defadır gittiğimiz bir barda 8-10 kişik bir grup ile kutlama yapıp yeni yıla giriyoruz. Hepmiz biribirimizi tanıdığımızdan sami ve keyifli bir ortam yaşıyoruz.
Ertesi sabah Burma sınırına doğru bisikletlerimize biniyoruz ve Taylandın kuzeyine gitmeye çalışıyoruz. Kanchanburiyi daha 10 km geçmemişken güzel bir kamp mağazası buluyoruz ve buradan yanımıza ufak bir çadır alıyoruz. Kendi çadırımızı Bangkok’ta bırakmıştık. Bu yeni çadır ile hem çadırsız kalmamış hemde gerektiğinde sineklik olarak kullanabileceğimiz bir korumamız oluyor. Yol Erawan milli parkından sonra dik bir rampa ile si sawat kentine doğru devam ediyor. Bu rampa bizi biraz yavaşlatıyor ve zamanında Si Sawat kentine ulaşmamızı imkansız hale getiriyor. Hava kararmak üzereyken 30km uzaktaki en yakın kente ulaşmak fikrinden vazgeçiyoruz ve şansımızı sola sapan ara yoldan yana kullanmaya karar veriyoruz. Toprak yol üzerinde ilerlerken bir araç bize yardımcı olmak için duruyor. Konaklayacak yer aradığımız öğrenince bizi evlerine davet ediyor. Bu evde ailenin emekli babası tek başına yaşıyormuş. Bangkok’ta ki şehir hayatından ziyade burada göl kenarında ki büyük bahçede sakin bir hayat yaşamayı tercih etmiş. Yeni yıl dolayısı ile ailenin bütün fertleri onu ziyarete gelmişler. Biz geldiğimizde evde büyük bir curcuna ve yemek hazırlığı vardı. Emekli pilot ve bize yardımcı olmak isteyen ve amerikada okuyan oğlu iyi derecede ingilizce konuştuklarından birbirimizi anlamak konusunda hiç bir sıkıntı yaşamıyoruz. Bize evin bahçesinde evden yaklaşık 300m uzakta bir taraçada yer gösteriyorlar. Burada çadırımızı kurabileceğimiz bir yer, temiz WC ve duş ve çadırın altına serip mat olarak kullanabileceğimiz malzemaler bulunuyor. Yemekte aile ile sohbet ediyoruz. Bize anlattıklarından kuzey Taylanda geçmek için çok da iyi bir rota seçmediğimizi Kanchanaburiye geri dönmemiz gerektiğini anlıyoruz. Ertesi sabah teşekkür edip Kanchanaburiye geri dönüyoruz. Sabah ben otobus ile bangkok’a gidiyorum. Otelden çadırımızı alıyorum. Bisikletçiye uğrayayıp bir iki eksik malzeme daha alıyorum. Yemek yemek için nehir kenarında çok güzel Tom Kai Kai çorbası yapan bir lokantada oturuyorum. Burada ilginç bir olay yaşıyorum. Lokantada tek bir masa var. Oldukça uzun olan bu tek masanın etrafına müşteriler oturup bir şeyler yiyebiliyorlar. Ben geldiğimde müşteri olarak sadece 2-3 kişi daha var. Bunlardan birisi bisiklet turu yapıp yapmadığımı soruyor ve ardından sohbete başlıyoruz. Ortlieb bisiklet çantası yanımda olduğundan bisiklet turu yapan birisi olduğumu anlamak hiçte zor değil. O da bisiklet turu yapıyormuş. Şimdi kısa zamanı kalmış ve turu bitmeden önce güney taylanda da biraz bisiklete binmek istiyormuş. Güneye bir an önce gitmek için trene binmek istediğinden Bangkok’a gelmiş. Aslında o da benim gibi kısa süre bangkok’ta kalmak isteyen turculardanmış. Tayland’dan önce bir süre Laos ve Kamboçya’da da turlamış. Anladığım kadarı ile Laos’u o da benim kadar sevmiş ve Kamboçyada da iyi vakit geçirilecek yerler bulmayı başarmış. İki tur yapan bisikletçi olarak birbirimize faydalı olabilecek bilgileri veriyoruz, haritaları açıyoruz, yolları anlatıyoruz ve sohbetimize devam ediyoruz. Biraz geç kalmış olsakta sohbetin sonunda ben onun İspanyol, o da benim Türek olduğumu öğreniyor. Bana anlattığına göre daha önce Türkiyede de bisiklet turu yapmış. Hatta İstanbulda Türk bir bisikletçi ile tanışmış. 3 yıl önce tanıştığı bu bisikletçide benim gibi Tayland’da, Laos’ta ve Kamboçya da bisiklet turu yapmış. Bende Türkiyeden bir bisikletçi ise Mutlaka tanıyacağımı söylüyorum ve aklımda ilk isim “Ahmet Mumcu” var. Bu Türk bisikleçinin adını sorunca hatırlamadığını söylüyor ama hatırladığı kadarı ile benim yaşlarımda bir bisikletçiymiş. Hatta oturup beraber yemek bile yemişler. Yemekte bu bisikletçi Tayland ve Laos hakkında o kadar çok şey anlatmış ki bu bölgede tur yapma fikrini aklına sokmuş. Çember daralıyor ve bu adamın tanıştığı bisikletçinin benim dışımda birisi olma ihtimali git gide azalıyor. Tek bir şey var o da ben o tarihlerde İstanbulda yaşamıyordum. Bir gün bile İstanbulda bulunmadım. Sonra bir anda herşeyi hatırlıyorum. Tabii ki de Bangkok’tan İstanbula uçakla dönmüştüm ve İstanbulda 4-5 gün kalmıştım. O esnada da kendime yeni bir bisiklet bagajı almama gerekmişti ve eminönüne gitmiştim. İşte orada bir bisikletçi ile tanışmış beraber yemek yemiş, sohbet etmiştik. Tayland’da yapılan 4 aylık bir turdan sonrada haklı olarak o bisikletçiye Asyayı anlatıp durmuştum. Bir anda daha sıcak bir sohbetin içinde buluyoruz kendimizi. Tesadüfün bu denli büyük olabileceğine inanmayıp kesin tarih için pasaportlardan Türkiyeye giriş tarihlerine bile bakıyoruz. Ayrılmadan önce söylediğine göre bu turu yaparken sık sık Türkiyede tanıştığı bisikletçi “yani ben” aklına gelip durmuşum. Bisiklet turu tüm güzelliği ile geride kalmışken yaşanan bu karşılaşma sanırım unutmayacağım anlardan birisi olacaktır.

Advertisements

3 thoughts on “Malezya KL

  1. Evrimciğim,petrol konusundaki öz eleştirin çok güzel. Çok doğru bir tespit.Petrolun yolculuğu ve sonuçları.Bize sadece tüketici olmayı ve düşünmemizi öğrettiler.Bu nedenle insanların dikkatleri başka yöne çekiliyor.Harika yazıyorsun. Teşekkürler bu güzel yorum ve gezi yazıların için.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s